..:: Manisa Tarzanı ::..

  [ Bilgisayarınıza indirmek için tıklayın ]


 

 
     
 

 

MANİSA TARZANI ŞARKISI

Paylaşıldıkça büyüyen tek şey sevgi
Sevgiyi paylaşarak büyütmeli
Yüreğimizde sevgi
Toprağımızda yeşil filizlenmeli
Dünya yaşanası bir cennet olur o zaman
Dünya yaşanası bir cennet olur o zaman
Dünya yaşanası bir cennet olur o zaman
Manisa Tarzanı gibi olmalı her insan

Ağaçsız çiçeksiz sevgisiz bir Dünya
Değer mi hiç onlarsız yaşamaya
Yangınlar olmasın ormanlar yanmasın
Dursun savaşlar çocuklar ölmesin
Yokluk olmasın insanlar aç kalmasın
Dünya yaşanası bir cennet olur o zaman
Dünya yaşanası bir cennet olur o zaman
Dünya yaşanası bir cennet olur o zaman
Manisa Tarzanı gibi olmalı her insan

Geç kaldık
Yarın daha da geç olacak
Soluk almak yaşamak zorlaşacak
Zorlaşacak Dünyada ağaç görmek
Çiçek görmek çocuk görmek
Yarın daha da geç olmadan
Koruyalım yeşili solmadan
Manisa Tarzanı gibi olmalı her insan

Dünya yaşanası bir cennet olur o zaman
Dünya yaşanası bir cennet olur o zaman
Dünya yaşanası bir cennet olur o zaman
Manisa Tarzanı gibi olmalı her insan

Söz : Mustafa Pala  /  Beste : Onay Oğuz  /  Söyleyen : Filiz
 

 

MANİSA TARZANI’NIN

MEKTUBU
 

Ben Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi
Siz benim 31 Mayıs 1963’de
Öldüğümü sanıyorsunuz
Oysa ben
Ağacın yeşilinde
Kuşun kanadında
Çocukların yüreğinde
Sipil’in doruğunda yaşıyorum şimdi
Ben Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi
Aranızdayken
Yeşil Manisa’ydı kentimizin adı
Görüyorum ki, beton Manisa olmuş şimdi
Görüyorum ve her gün yeniden ölüyorum
Ben Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi
Bazıları unutsa da
Ağaçlar unutmuyor beni
Bakın ağaçlar bana el sallıyor gibi
Sipil’in doruğundan
Ağaçları kestiğinizi
Gediz’i kirlettiğinizi görüyorum
Ve her gün yeniden ölüyorum
Dikilen her yeni ağaçla
Toprağı çatlatan tohumla
Yeşeren yaprakla yeniden diriliyorum
Yeniden açıyorum gözlerimi güneşe
Kesmeyin ağaçları
Her gün yeniden öldürmeyin beni
Ben Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi
Anıtımı yapmışsınız
Barış Alanı’na ağaçların arasına
Anıtımı yapmışsınız
Testimden su dökülür biçimde
Testimden dökülen suyun
Gözlerimden dökülmesini
İstemiyorsanız eğer
Ağaçları kesmeyin ne olur
Ağaçsız çiçeksiz bir dünyada
Yaşamak ölümdür
Ağaçları kesmeyin ne olur
İşte o zaman ben gerçekten ölürüm
İşte o zaman siz gerçekten ölürsünüz
İşte o zaman dünya yaşanmaz olur.
Ağaçları kesmeyin ne olur
Ağaç dikin çiçek dikin çevrenize
Beni 31 Mayıs’larda anmasınız da olur
Ağaç dikin ne olur
Beni merak etmeyin
Ben Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi
Ağacın yeşilinde
Kuşun kanadında
Çocukların yüreğinde yaşıyorum şimdi
Ben Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi
Ağaç dikin çiçek dikin
Yeşili sevin benim gibi
Ben Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi



Mustafa PALA

“Manisa Tarzanı” adıyla yaygın bir üne kavuşan Ahmeddin Carlak 1899 yılında Badat’a yaklaşık 100 km. uzaklıktaki  Samara/Samarra kentinde (ırak) doğdu.

Birinci Dünya Savaşına, ardından da Türk Ulusal Bağımsızlık Savaşı’na bir nefer olarak katıldı.  Bu savaşta gösterdiği yararlılıktan dolayı Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı.

Cumhuriyet Dönemi başlarında  Manisa’ya geldi; kimsesiz ve yoksuldu. Manisa Belediyesine girdi; ne iş verildiyse yaptı. 1 Haziran 1933 tarihinde 30 lira aylıkla Bahçıvan Yardımcısı oldu. Hep bu görevde kaldı.

Manisa’yı yeniden yeşillendirmek için var gücüyle çalıştı. Ağaç dikip yetiştirmeyi kutsal bir görev olarak algıladı. Dürüstlüğü, çalışkan olmayı her şeyin üstünde tuttu. Yaz kış sadece siyah bir şortla ve ayağında lastik bir pabuçla kentin sokaklarında, görkemli Sipil dağında  dolaştı. Saç ve sakalını da uzatarak kişiliğine yaraşır bir görünümle Manisalıların  biricik sevgilisi oldu. Her öğle vaktinde Topkale’deki  topu ateşleyerek, günün o saatini duyurmayı bir görev saydı. Bundan dolayı kendisine “Topçu Hacı” diyenler bile oldu.

Manisalı kızlara, kente gelen sanatçılara çiçek sunan ilk oydu. Sipil dağına çadır kuran  Yörüklerin kızlarına boncuk armağan etmeyi; çocuklara akide şekeri dağıtmayı; kimi yoksullara gizlice para yardımında bulunmayı da hiç ihmal etmedi.

Bir spor adamıydı; yaşamıyla gençlere örnek olmuştu. Manisa Dağcılık Kulübü üyesi genç arkadaşlarıyla Ağrı, Cilo, Demirkazık, dağlarına tırmandı.  Gittiği her yerde büyük ilgi gördü. Manisa Dışında başka bir yerde yaşamayı hiç düşünmedi. Sinema tutkunuydu.  Yeniliklere açıktı;  okumayı severdi, elinden gazete dergi düşmezdi. 

Sipil dağında, Topkale’deki kulübesinde yalnız yaşadı; ne yatağı, ne yorganı vardı. Üzerine gazete serdiği  tahta divanda yatıp kalktı. Yaz kış soğuk suyla yıkanırdı.  Saç ve sakalını özenle tarar, kendi eliyle çiçeklerden yaptığı güzel kokular sürer, ulusal bayramlara göğsüne bağladığı palmiye yaprağı üzerine İstiklal Madalyasını takarak katılırdı. Bundan büyük bir gurur ve sevinç duyardı.

Dede Niyazi’nin lokantasının bir köşesinde yemeğini yer, bunun karşılığında lokantaya  tenekeyle su taşırdı. Hiç kimseye borçlu kalmak istemezdi.  Kendisine güvenen bir insandı. “Bulaşıcı bir duygu” olan kaygıya hiçbir zaman katılmadı. Güçlü bir insanda aranan özellikleri taşıyordu. Efsanevi yaşamıyla hep ilgi odağı oldu. Özgür bir yurttaş olarak yaşamayı temel ilke saydı. Yaşama etkin bir biçimde katıldı. Mal, mülk, servet ve makam sahibi olmak aklının ucundan bile geçmedi. Kent sevgisiyle, kent adına çalıştı. Adı Manisa ile özdeşleşti.

Manisa Tarzanı 31 Mayıs 1963 tarihinde gözlerini yaşama yumdu.  Görkemli bir cenaze töreniyle çok sevdiği Manisa’da toprağa verildi.

Manisa Tarzanı doğa ve ağaç sevgisinin simgesi, çevreciliğin önderi iz bıraktı. Bir çok gazeteci yazar ondan söz etti. Anısına kitaplar, makaleler, şiirler yazıldı; Manisa’ya anıtları dikildi; filmi çevrildi. Manisa  O’nu unutmadı, unutmayacak.

Manisa, Mayıs 2002-11-29 / Hakkı Avan

 
     

Copyright © 2007 MANİSA BİRLİK
Her Hakkı Saklıdır.