Ülkelerin gelişme durumlarına ilişkin bir yargıya
varmadan önce, fert başına düşen milli gelirden tutun da, fert başına düşen
bilgisayar sayısına, okuma oranına ve birçok veriye bakılır. Ancak kaç
kavram, kaç kurum üretildiğine de bakmak gerekir.
Son 25-30 yıla baktığımızda, geliştirilmiş içi doldurulmuş kavramlar ve
ülkemize kazandırılmış kurumlar bulmada zorlanıyoruz. Hadi düşünün bakalım,
son yıllarda kazandırılmış hangi kurumlar var. Ben iki tanesini
söyleyeceğim. Bir üçüncüsünü siz söyleyin.
Son yıllarda kazandırılmış en büyük, en işlevsel kurum Büyük Şehir
Belediyesi’dir. Bir diğer kurum da Toplu Konut İdaresi’dir.
Toplum yeni kavramlar ve yeni kurumlarla gelişir.
Bu uzun girişi, yeni bir kurum önermek için yaptım. Önereceğim yeni kurum:
HAVZA PLANLAMA KORUMA VE GELİŞTİRME KURUMU'DUR
Keşke bu yazımı, ülke sorunlarının çözümüne ilgi
gösteren bir yetkili okusa. Keşke bir politikacı okusa. Keşke, bu yazımı
okuyan birisi TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç’a ya da sahip çıkacak bir
milletvekiline ulaştırsa.
Kirli Gediz’in durumu hepimizi üzüyor. Hele hele geçmişte Gediz’in içilecek
gibi temiz suyunda yüzenleri, balık tutup oracıkta yaktığı ateşte pişirip
yiyenleri, Gediz’in temiz suyu ile bağını bahçelerini sulayanları daha fazla
üzüyor. Gediz, Gediz’i kirleten bizim kuşağın en büyük ayıbıdır…
Gediz temizlenemez mi? Temizlenir elbet. Gönülden
istenirse, başta yasa koyucu sorunu görüp, yasal düzenleme yaparsa HAVZA
PLANLAMA KORUMA VE GELİŞTİRME YASASI’nı acilen çıkarıp, ülkemiz için gerekli
olan yeni bir kurumu kazandırırsa, Gediz ve Gediz gibi kirli nehirler
temizlenebilir…
Gediz’i temizlemenin bir tek ön koşulu var. O da,
yukarıda sözünü ettiğim kurumun yeni bir yasa ile kazandırılması. Bu yasa
çıkarıldığında Gediz Havzası’ndaki kentler olan, Kütahya, Uşak, Manisa ve
İzmir’in Valilikleri, Belediyeleri, İl Özel İdareleri, Çevre Müdürlükleri,
tek bir kurumda bir araya gelecekler ve sorunu kökten çözecekler…
Gediz’i, şimdi olduğu gibi illeri yarıştırarak, illeri
çekiştirerek temizleyemeyiz.
Gediz, Gediz’in geçtiği illerin “Havza Bazında” planlı
işbirliği ve dayanışmasıyla temizlenebilir ancak. Gediz Birliği Merkezi’nin
nerede olmasından çok, iller arasındaki üretken işbirliği ve dayanışmanın
sağlanmasıdır önemli olan.
Bu arada geçen hafta değindiğim ve daha çok değinecek
olduğum bir konuyu yeniden gündeme getirmek istiyorum. Hani şu zaman
zaman gündeme gelen İzmir – Manisa çekişmesi var ya, o çekişme ve anlamsız
yarışma bitirilmeli artık… İzmir ve Manisa arasında işbirliği ve
dayanışma başlatılmalı. Birbirine Manisa ve İzmir kadar yakın çok fazla
iki il yok ülkemizde. İlişkileri bu kadar iç içe olan başka iki il yok
ülkemizde. Bir ilde oturulup diğer ilde çalışılan ya da okunan başka iki il
yok ülkemizde. Yaşadığımız kent olan Manisa’da bir planlama ve yatırım
yapılırken, İzmir gerçeğini göz ardı edemezsiniz. İzmir’de planlama yaparken
Manisa gerçeğini göz ardı edemez. Manisa ve İzmir büyük bir kentin iki
parçası gibiyiz. Bu durumun getirdiği sakıncalardan ve sorunlardan çok,
getirdiği ve getireceği kolaylıkları ve olanakları tartışmalıyız.
Gelecek haftalarda da bu konu üzerine düşüncelerimizi
paylaşmayı sürdürelim istiyorum. Sizde yazarsanız katkıda bulunursanız çok
sevinirim…